Bir şirketin hukuki hayatı, kuruluş belgesinin imzalandığı gün başlar ama asıl sınavı yıllar sonra verir: ortaklardan biri ayrılmak istediğinde, genel kurulda oylar bölündüğünde, bir yönetici şirketi zarara uğrattığında ya da önemli bir müşteriyle sözleşme sona erdiğinde. Bu anlarda neyin yapılabileceğini çoğu zaman en baştaki tercihler belirler. Esas sözleşmeye konulan bir hüküm, pay devrinin nasıl yapıldığı ya da bir sözleşmedeki fesih maddesi, yıllar sonra uyuşmazlığın sonucunu değiştirebilir.
Bu alanın temel kaynağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Ticaret Sicili Yönetmeliğidir. Ticari sözleşmelerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, borçlu şirketin mali sıkıntıya düştüğü hallerde ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) devreye girer.
Şirket türünün seçimi ve kuruluş
TTK m.124, ticaret şirketlerini kollektif, komandit, anonim ve limited şirket ile kooperatif olarak sayar. Uygulamada tercih büyük ölçüde anonim şirket (AŞ) ile limited şirket arasında yapılır. İki tür arasındaki fark yalnızca sermaye tutarında değildir. AŞ'de pay devri kural olarak daha serbesttir ve yatırımcı almak, halka açılmak ya da farklı pay grupları oluşturmak daha kolaydır. Limited şirkette ise pay devri sıkı şekle bağlıdır ve ortaklar, şirketin ödenmeyen bazı kamu borçlarından payları oranında sorumlu tutulabilir.
Kuruluş işlemleri Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden yürütülür; esas sözleşme sisteme girilir, kurucuların imzaları ticaret sicili müdürlüğünde veya noterde alınır ve şirket tescille tüzel kişilik kazanır. 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 1 Ocak 2024'ten itibaren asgari sermaye AŞ'lerde 250.000 TL, limited şirketlerde 50.000 TL, kayıtlı sermaye sistemindeki halka açık olmayan AŞ'lerde başlangıç sermayesi 500.000 TL olarak uygulanmaktadır.
Daha önce kurulmuş ve sermayesi bu tutarların altında kalan şirketler için 7511 sayılı Kanunla TTK'ya eklenen geçici 15. madde, başlangıçta 31 Aralık 2026'ya kadar uyum süresi tanımıştı. Ticaret Bakanlığı bu süreyi, 17 Ekim 2026 tarihli ve 33403 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğle 31 Aralık 2027'ye uzatmıştır. Süre içinde sermayesini artırmayan şirketlerin infisah etmiş sayılacağı öngörülmüştür; Bakanlığın süreyi yeniden uzatma yetkisi bulunduğundan güncel durumun Bakanlık duyurularından takip edilmesi gerekir.
Pay devri
Pay devri, şirketler hukukunda en sık hata yapılan işlemlerden biridir; çünkü şekle uyulmadan yapılan devir, taraflar arasında para el değiştirmiş olsa bile şirkete karşı sonuç doğurmayabilir.
Anonim şirkette
Nama yazılı payların devri ciro ve zilyetliğin devriyle yapılır; devralanın şirkete karşı pay sahibi sayılması için pay defterine kaydı gerekir (TTK m.490 vd.). Esas sözleşmede devri yönetim kurulunun onayına bağlayan sınırlamalar (bağlam) varsa, TTK m.492 vd. hükümlerine göre onay süreci ayrıca işletilir. Pay senedi bastırılmamış şirketlerde devir, alacağın devri hükümlerine göre yazılı bir devir sözleşmesiyle yapılır.
Limited şirkette
TTK m.595'e göre esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlem yazılı şekilde yapılmalı ve tarafların imzaları noterce onaylanmalıdır. Esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe devir, ortaklar genel kurulunun onayıyla geçerlilik kazanır ve ticaret siciline tescil edilir. Bu adımlardan biri atlandığında devralan kişi ortaklık haklarını kullanamaz; devreden de çoğu zaman ortaklıktan doğan yükümlülüklerden kurtulamaz.
Genel kurul ve yönetim organları
Olağan genel kurul, her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde toplanır (TTK m.409). Finansal tabloların onayı, yönetim kurulunun ibrası, kâr dağıtımı ve organ seçimleri bu toplantıda karara bağlanır. Çağrı usulüne, gündeme ve nisaplara uyulmaması, alınan kararların geçerliliğini tartışmalı hale getirir.
Kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarına karşı, karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açılabilir (TTK m.445–446). Pay sahibinin vazgeçilemez haklarını ortadan kaldıran veya şirketin temel yapısını bozan kararlar ise batıldır ve butlanın tespiti bu süreye bağlı değildir (TTK m.447). Hangi kusurun iptal, hangisinin butlan sonucu doğurduğu, davanın kaderini belirleyen ilk sorudur.
Yönetim kurulu üyeleri ve limited şirket müdürleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederlerse şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur (TTK m.553; limited şirketler için m.644 atfıyla). Bu sorumluluk, kurumsal kararların yazılı gerekçelerle alınmasını ve özen yükümlülüğünün belgelenmesini önemli hale getirir.
Sermaye kaybı ve borca batıklık
Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısı zararla kaybolmuşsa yönetim kurulu genel kurulu derhal toplantıya çağırmak ve iyileştirici önlemleri sunmak zorundadır. Kayıp üçte iki düzeyine ulaştığında genel kurulun sermayenin azaltılması veya tamamlanması gibi kararlar alması gerekir; borca batıklık şüphesinde ise ara bilanço çıkarılır ve gerektiğinde mahkemeye bildirim yapılır (TTK m.376). Bu yükümlülüklerin ihmali, yöneticilerin kişisel sorumluluğunu doğurabilir.
Ortaklar arası anlaşmazlıklar ve pay sahipleri sözleşmesi
Ortaklıklarda en zor uyuşmazlıklar genellikle ticari değil kişiseldir: yönetimde söz hakkı, bilgi alma, kâr dağıtılmaması veya ortaklardan birinin rakip bir işe girmesi. Esas sözleşme bu konuların yalnızca bir kısmını düzenleyebilir; bu yüzden ortaklar arasında ayrıca pay sahipleri sözleşmesi yapılması yaygındır. Bu sözleşmelerde oy anlaşmaları, önalım hakkı, birlikte satma (tag-along) ve birlikte satmaya zorlama (drag-along) hükümleri, kilitlenme (deadlock) halinde izlenecek yol ve rekabet yasağı düzenlenir.
Pay sahipleri sözleşmesi taraflar arasında bağlayıcıdır, ancak esas sözleşmeye yansıtılmayan hükümler şirkete ve üçüncü kişilere karşı her zaman ileri sürülemez. Bu nedenle iki belgenin birbirine uyumlu hazırlanması gerekir. Anlaşmazlık çıktığında bilgi alma ve inceleme hakkı, özel denetim istemi, genel kurul kararlarına karşı dava, sorumluluk davası ve limited şirkette haklı sebeple çıkma (TTK m.638) gibi yollar değerlendirilir.
Ticari sözleşmeler
Şirketin günlük işleyişi; tedarik, distribütörlük, bayilik, acentelik, franchise, hizmet ve gizlilik sözleşmeleriyle yürür. Bu sözleşmelerde ihtilafların çoğu süre, fesih, münhasırlık ve sözleşme sonrası yükümlülüklerden çıkar.
Acentelik TTK m.102–123'te ayrıca düzenlenmiştir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra acentenin kazandırdığı müşteriler nedeniyle müvekkil önemli menfaat sağlamaya devam ediyorsa, acente uygun bir denkleştirme bedeli isteyebilir (TTK m.122). Kanunda ayrıca düzenlenmemiş olan distribütörlük ilişkilerinde bu hükmün kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı, ilişkinin acenteliğe ne ölçüde yaklaştığına göre değerlendirilen bir konudur; sözleşme yazılırken bu ihtimalin dikkate alınması yararlıdır.
Tacirler arasında temerrüt, fesih veya sözleşmeden dönme bildirimlerinin noter, taahhütlü mektup, telgraf ya da güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta (KEP) ile yapılması gerekir (TTK m.18/3). Şekle uymayan bir ihtar, ispat sorunu doğurur ve haklı bir fesih iddiasını zayıflatabilir.
Ticari davalar ve süreler
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A). Arabuluculuk görüşmeleri kural olarak altı hafta içinde tamamlanır; zorunlu hallerde süre en fazla iki hafta uzatılabilir. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla dava yoluna gidilir. Arabuluculuk ve dava sürecinin ayrıntıları Uyuşmazlık Çözümü sayfasında yer alıyor.
Akla gelmesi gereken diğer süreler şunlardır: genel kurul kararlarının iptali için üç ay, sorumluluk davalarında TTK m.560'taki zamanaşımı süreleri, ticari alacaklar bakımından Türk Borçlar Kanunundaki genel ve özel zamanaşımı süreleri. Bu süreler kaçırıldığında, haklı bir talep bile esasına girilmeden reddedilebilir.
Mali sıkıntı ve konkordato
Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir şirket, İİK m.285 vd. hükümlerine göre konkordato talep edebilir. Talep, ön projeyi ve bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanmış raporu içerir; mahkeme önce geçici, ardından kesin mühlet verir ve süreç bir konkordato komiseri gözetiminde yürür. Konkordato, alacaklılara karşı bir zaman kazanma aracı olarak değil, gerçekçi bir yeniden yapılandırma planıyla ele alındığında sonuç verir.
Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar
Şirket kuruluşu, esas sözleşme ve pay sahipleri sözleşmelerinin hazırlanması, pay devirleri, sermaye artırımları, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının hazırlanması ve sicil işlemlerinin takibi konularında danışmanlık veriyoruz. Ticari sözleşmeleri müzakere sürecinde inceliyor, ortaklar arası ve ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk ve dava süreçlerini yürütüyoruz.
Şirket satın alma veya birleşme gündemdeyse Birleşme ve Devralmalar, halka arz ve sermaye piyasası işlemleri için Sermaye Piyasaları sayfalarına bakabilirsiniz. Yabancı ortaklı şirketlerde çalışacak yabancı yöneticiler için Yabancıların Çalışma İzni, üretim şirketlerine özgü konular için Endüstri ve Üretim sayfası da ilginizi çekebilir.
Başlıca konular
- Şirket kuruluşu, esas sözleşme ve tür seçimi (TTK m.124)
- Anonim ve limited şirketlerde pay devri (TTK m.490 vd., m.595)
- Genel kurul toplantıları, iptal ve butlan davaları (TTK m.409, m.445–447)
- Yönetim kurulu ve müdürlerin sorumluluğu (TTK m.553)
- Sermaye artırımı, asgari sermaye uyumu ve sermaye kaybı (TTK m.376)
- Pay sahipleri sözleşmeleri ve ortaklar arası uyuşmazlıklar
- Acentelik, distribütörlük ve diğer ticari sözleşmeler (TTK m.102–123)
- Konkordato ve yeniden yapılandırma süreçleri (İİK m.285 vd.)
Sıkça sorulan sorular
Limited şirkette pay devri için noter onayı şart mı?
Evet. TTK m.595'e göre devir sözleşmesi yazılı yapılmalı ve tarafların imzaları noterce onaylanmalıdır. Esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe genel kurulun onayı da gerekir ve devir ticaret siciline tescil edilir. Bu şartlardan biri eksikse devir şirkete karşı sonuç doğurmaz.
Şirketimizin sermayesi yeni asgari tutarın altında; ne yapmalıyız?
TTK geçici 15. madde ve Ticaret Bakanlığının 17 Ekim 2026 tarihli uzatma Tebliği uyarınca mevcut şirketlerin sermayelerini 31 Aralık 2027'ye kadar AŞ'lerde 250.000 TL'ye (kayıtlı sermaye sistemindeki halka açık olmayan AŞ'lerde başlangıç sermayesini 500.000 TL'ye), limited şirketlerde 50.000 TL'ye çıkarması gerekir. Sermaye artırımı genel kurul kararı ve tescil gerektirdiğinden işleme süre bitimine bırakılmadan başlanması önerilir. Bakanlığın süreyi yeniden uzatıp uzatmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Genel kurul kararına karşı ne kadar sürede dava açılabilir?
İptal davası karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır (TTK m.445). Batıl kararlar için butlanın tespiti bu süreye bağlı değildir (TTK m.447). Davayı kimlerin açabileceği TTK m.446'da sayılmıştır; toplantıda olumsuz oy kullanıp bunu tutanağa geçirtmek bu açıdan önemlidir.
Ticari bir alacak için doğrudan dava açabilir miyiz?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat taleplerinde önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m.5/A). Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamazsa son tutanakla dava açılabilir. Kambiyo senedine dayanan alacaklarda icra takibi yolu ayrıca değerlendirilebilir.
Acentelik sözleşmesi sona erdiğinde acente tazminat isteyebilir mi?
Sözleşme sona erdikten sonra müvekkil, acentenin bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaat sağlamaya devam ediyorsa acente TTK m.122 uyarınca denkleştirme isteyebilir. Talep, sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir. Acentenin kusuruyla haklı sebeple feshedilen sözleşmelerde bu hak doğmaz.
Mevzuat ve kaynaklar
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
- T.C. Ticaret Bakanlığı – İç Ticaret Genel Müdürlüğü
- Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS)
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden, somut durumunuz için güncel düzenlemelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.