Uyuşmazlık Çözümü

Ticari ve hukuki uyuşmazlıklarda dava öncesi hazırlık ve geçici hukuki korumadan arabuluculuğa, mahkeme ve tahkim yargılamasından icra takibine ve yabancı kararların tenfizine kadar hak arama sürecinin bütün aşamalarının yürütülmesi.

Uyuşmazlık Çözümü

Bir uyuşmazlığın sonucu, çoğu zaman mahkeme salonundan önce belirlenir. İhtarnamenin içeriği, delillerin zamanında güvence altına alınması, doğru yolun seçilmesi ve sürelerin kaçırılmaması; davanın esasına ilişkin argümanlar kadar etkilidir. Bu nedenle uyuşmazlık çözümünü tek bir dava olarak değil, ilk yazışmadan kararın icrasına kadar uzanan bir süreç olarak ele alıyoruz.

Sürecin temel kuralları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununda (HUAK) yer alır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) uygulanır.

Dava öncesi: ihtar, delil ve geçici hukuki koruma

Pek çok talep, karşı tarafın usulüne uygun biçimde temerrüde düşürülmesine bağlıdır. Tacirler arasında temerrüt ve fesih bildirimlerinin noter, taahhütlü mektup, telgraf veya kayıtlı elektronik posta ile yapılması gerektiği TTK m.18/3'te öngörülmüştür. İhtarname yalnızca bir bildirim değil, ileride dava dilekçesinin çerçevesini çizen bir belgedir; talep edilen miktar, süre ve dayanak açık yazılmalıdır.

Delillerin kaybolma veya değişme tehlikesi varsa, dava açılmadan önce de mahkemeden delil tespiti istenebilir (HMK m.400). İnşaat ayıpları, hasarlı mallar veya kaldırılacak bir yapı bu yola sık başvurulan örneklerdir.

İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz

Mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden endişe ediliyorsa ihtiyati tedbir talep edilebilir (HMK m.389 vd.). Dava açılmadan önce alınan tedbir kararında, kararın verildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkında dava açılması gerekir; aksi halde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397). Tedbir kararları genellikle teminat karşılığında verilir.

Rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para alacağı için ise ihtiyati haciz istenebilir (İİK m.257 vd.). Dava veya takipten önce alınan ihtiyati haciz kararının uygulanmasından itibaren yedi gün içinde takip başlatılması ya da dava açılması gerekir (İİK m.264).

Arabuluculuk

Arabuluculuk, tarafların tarafsız bir arabulucu eşliğinde kendi çözümlerini bulmaya çalıştığı bir yöntemdir. Bazı uyuşmazlıklarda isteğe bağlıdır; bazılarında ise dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Dava şartı arabuluculuğun başlıca uygulama alanları şunlardır:

  • İşçi–işveren alacak ve tazminat talepleri ile işe iade (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3)
  • Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat talepleri (TTK m.5/A)
  • Tüketici uyuşmazlıkları (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A)
  • 1 Eylül 2023'ten itibaren kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunundan ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklar (HUAK m.18/B)

Arabuluculuk görüşmeleri genel olarak üç hafta içinde tamamlanır ve zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir; ticari uyuşmazlıklarda süre altı hafta, uzatma en fazla iki haftadır. Taraflar anlaşırsa düzenlenen anlaşma belgesi, kanunda öngörülen şartlarla ilam niteliğinde belge sayılır. Anlaşma sağlanamazsa son tutanak dava dilekçesine eklenir. Arabuluculuk aşaması bir formalite gibi geçiştirildiğinde, uyuşmazlığı daha düşük maliyetle çözme fırsatı da kaçırılmış olur.

Mahkeme yargılaması

Davanın hangi mahkemede açılacağı (görev) ve hangi yer mahkemesinin yetkili olduğu ilk kontrol edilmesi gereken konudur. Ticari davalar asliye ticaret mahkemelerinde, iş davaları iş mahkemelerinde, tüketici davaları tüketici mahkemelerinde görülür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve yanlış mahkemede açılan dava zaman kaybına yol açar.

Yazılı yargılama usulünde dava; dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarından geçer. Dilekçeler aşamasında iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girdiğinden, delillerin ve taleplerin baştan eksiksiz ortaya konması gerekir. Teknik konularda mahkeme bilirkişiye başvurur; bilirkişi raporuna karşı süresinde ve gerekçeli itiraz edilmesi sonucu doğrudan etkileyebilir.

31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanunla HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Alacak miktarının dava açılırken tam olarak belirlenemediği durumlarda hangi yolun izleneceği ve değişikliğin açılmış davalara etkisi, Kanunun geçiş hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Kanun yolları

İlk derece mahkemesi kararlarına karşı, Kanunda belirlenen parasal sınırı aşan uyuşmazlıklarda bölge adliye mahkemesine istinaf yoluyla başvurulabilir (HMK m.341 vd.). İstinaf süresi kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345). Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise yine parasal sınır ve kapsam şartları sağlanıyorsa iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yoluna gidilebilir (HMK m.361 vd.). Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden, karar tarihinde geçerli tutar ayrıca kontrol edilmelidir.

İcra takipleri

Elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklı, ilamsız icra takibi başlatabilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz ederse takip durur (İİK m.62). Alacaklı bu durumda iki yoldan birini seçer: itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açmak (İİK m.67) veya alacağı imzası ikrar edilmiş ya da resmî bir belgeye dayanıyorsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek (İİK m.68). Haksız çıkan taraf aleyhine, şartları varsa icra inkâr tazminatına hükmedilir.

Borçlu açısından ise borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası, ödemek zorunda kaldığı paranın geri alınması için istirdat davası yolları açıktır (İİK m.72). Kambiyo senetlerine dayalı takiplerde itiraz ve şikâyet süreleri daha kısadır ve beş gün içinde kullanılması gerekir.

Tahkim

Taraflar uyuşmazlıklarının devlet mahkemeleri yerine hakem veya hakem heyeti tarafından çözülmesini kararlaştırabilir. Yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklarda HMK m.407 vd., yabancılık unsuru bulunan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklarda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulanır. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) gibi kurumsal tahkim merkezlerinin kuralları da taraflarca seçilebilir.

Tahkim sözleşmesi yazılı olmalıdır. Tahkim şartı bulunan bir konuda mahkemede dava açılırsa, karşı tarafın bunu tahkim itirazı olarak ilk itirazlar arasında ileri sürmesi gerekir; aksi halde itiraz hakkı kaybedilebilir. Hakem kararlarına karşı yalnızca Kanunda sınırlı olarak sayılan sebeplerle ve kısa süre içinde iptal davası açılabilir. Tahkim şartının sözleşme yazılırken dikkatle kaleme alınması, ileride doğabilecek usul tartışmalarını önemli ölçüde azaltır.

Yabancı kararların tanınması ve tenfizi

Yabancı bir mahkemeden alınan kararın Türkiye'de icra edilebilmesi için Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir (MÖHUK m.50 vd.). Mahkeme, esası yeniden incelemez; karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi, kamu düzeni ve savunma hakkına uyulması gibi şartları denetler. Karar yalnızca kesin hüküm veya kesin delil etkisi için kullanılacaksa tanınması yeterlidir (MÖHUK m.58).

Yabancı hakem kararlarının tenfizinde Türkiye'nin taraf olduğu 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi ile MÖHUK'un ilgili hükümleri uygulanır.

Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar

İhtarname ve dava öncesi hazırlık, delil tespiti ve geçici hukuki koruma talepleri, dava şartı ve ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri, ilk derece ve kanun yolu aşamalarında dava takibi, icra takipleri, ulusal ve milletlerarası tahkim süreçleri ile yabancı kararların tanınması ve tenfizi konularında çalışıyoruz.

Uyuşmazlığın konusuna göre Ticaret ve Şirketler Hukuku, İnşaat Hukuku, Kira Hukuku ve İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku sayfalarında alana özgü süreler ve yollar ayrıca anlatılmıştır.

Başlıca konular

  • Dava öncesi hazırlık: ihtarname, delil tespiti, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz
  • Dava şartı ve ihtiyari arabuluculuk (6325 s. Kanun)
  • Asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinde dava takibi
  • İstinaf ve temyiz kanun yolları (HMK m.341 vd., m.361 vd.)
  • İcra takipleri, itirazın iptali ve itirazın kaldırılması (İİK m.62–72)
  • Ulusal ve milletlerarası tahkim (HMK m.407 vd., 4686 s. Kanun)
  • Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi (5718 s. Kanun m.50 vd.)

Sıkça sorulan sorular

Her uyuşmazlıkta önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Hayır. Arabuluculuk iş, ticari alacak, tüketici, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları gibi Kanunda sayılan konularda dava şartıdır. Bu konularda arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Diğer uyuşmazlıklarda arabuluculuğa isteğe bağlı olarak başvurulabilir.

İcra takibine itiraz edilirse alacaklı ne yapabilir?

Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m.67). Alacak imzası ikrar edilmiş bir belgeye veya resmî belgeye dayanıyorsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını da isteyebilir (İİK m.68). Hangi yolun seçileceği eldeki belgelere göre belirlenir.

Belirsiz alacak davası hâlâ açılabilir mi?

7589 sayılı Kanunla HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklikten önce açılmış davaların durumu ve alacak miktarının belirlenemediği hallerde izlenecek yol, Kanunun geçiş hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Sözleşmede tahkim şartı varsa mahkemeye gidilebilir mi?

Tahkim şartı bulunan bir konuda mahkemede dava açılabilir, ancak karşı taraf tahkim itirazında bulunursa dava usulden reddedilir. İtirazın ilk itiraz olarak süresinde ileri sürülmesi gerekir. Geçici hukuki koruma gibi bazı taleplerde, tahkim şartına rağmen mahkemeye başvurulabilir.

Yurt dışında alınmış bir mahkeme kararı Türkiye'de nasıl uygulanır?

Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir (MÖHUK m.50 vd.). Mahkeme kararın esasını yeniden incelemez; karşılıklılık, kamu düzeni ve savunma hakkına uyulması gibi şartları denetler. Karar yalnızca kesin hüküm etkisi için kullanılacaksa tanıma yeterlidir.

Mevzuat ve kaynaklar

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden, somut durumunuz için güncel düzenlemelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.